Değerli Basın Mensupları;
12 Haziran 2011 de yapılacak olan Milletvekilliği genel seçimlerine katılarak. Seçildiğim takdirde; Yurt Dışı ve Yurt İçi Tüm sektörlerdeki ve Yerel yönetimlerin en önemli ayağı olan. İl Genel Meclisi Üyeliğim ve Başkanlığım dönemlerinde elde ettiğim tecrübe ve bilgi birikimlerimi, Ankara ve Türkiye için paylaşmak istiyorum
Ankaralıyım ve de Ankara’da Yaşıyorum. 25 ilçe, mahalle ve köylerini biliyorum. Uzun zamandan beri Ankara’mızın sektörler bazında sorunlarının tespitini yapıyor ve Uzun yıllara dayalı çözümler üretip tasarımlar yapıyorum.
Zamanımızda yöneticilerimiz geleceğe miyop gözle bakıyorlar ve gelecek yüz yıllara yönelik projeler üretemiyor, günü kurtarmaya çalışıyorlar. Bu da şehrimize ve memleketimize ciddi zararlar veriyor. Mahalli ve Müşterek konularda İl Özel İdareler ile Belediyeler Müştereken çalıştırılamıyor, Kanun koyucu TBMM üyeleri Bu konularla ilgili yaptıkları yasaların uygulanmasını takip etmiyorlar. Hal böyle olunca da Ülkemde bir başıboşluktur almış başını gidiyor. Buna göre de kaynaklarımız çarçur ediliyor, maalesef hesapta sorulmuyor. Tabii hesap sorabilmek için işi bilmek gerekiyor. Ben yerel yönetimlerden geldiğim için bu işleri biliyorum ve Partimin gurubunda çok faydalı çalışmalar yapacağımdan eminim.
Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Vatandaşlarımızın çok büyük sıkıntıları var. Bir zamanlar Döviz getiren Almancılardı, Şimdi ise sosyal demokrat aydınlar hariç, İktidar partisince seçimlerde kendi partilerinin oy potansiyeli olan insanlar olarak görmektedirler.
Oysa AB Ülkelerinde yaşayan, Özellikle de Almanya’da Çifte vatandaşlıktan dolayı, Alman Hükümetince baskı altında tutulan Vatandaşlarımızın sorunları acilen çözüm beklemektedir. Hollanda, Belçika, Fransa gibi diğer ülkeler de benzer durumlar yaşanmakta ve vatandaşlarımız 3. Ülke vatandaşı muamelesi görmektedirler.
Avrupa Birliğine Girme hevesiyle Türk Tarafından Alınan Tavizler (Örneğin Hiçbir ülkede AB ye girmeden uygulanmayan, Gümrük Birliği) gibi.
Kafkaslar ve Orta Asya Türk Devletlerine baktığımızda, Buradaki durumlarda içler acısı. 1991 yılı sonu itibarıyla bağımsızlaşan bu devletler, Ağabey gözüyle baktıkları Türkiye’ye karşı büyük umutlar besliyorlar ve ülkelerinin inkişaflarını Türk siyasi, ticari, askeri ve bürokrasi tecrübesine bağlıyorlardı. Ancak 1993 ortalarından sonra Türk hükümetlerinin bu ülkelere bakışı değişti. Bu devletlere sırtını dönen Türkiye’nin yerini Başta ABD olmak üzere diğer devletler aldı. TİKA Türk Devletleri Arasındaki İktisadi İlişkileri düzenlemek üzere kurulmuş başkanlık, küçücük binalarda çok ciddi faaliyetler gösterirken şimdilerde dev bir binaya taşınmasına rağmen, ne yaptığı anlaşılamamaktadır.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika yani Arap ülkelerine yönelik ülkemizin menfaatleri doğrultusunda stratejik bir plan yok. Uzun vadeli plan ve programsızlık da dünyanın kalbindeki Türkiye’mizi her zaman sıkıntıya sokmaktır.
Sözüm o ki Yurtdışı mevzularıyla ilgili sözünü ettiğim ülkeleri bir bir gezmiş, çoğuyla ticari ilişkiler kurmuş ve incelemeler yapmış. Ülkemin ve insanlarımın sorunlarını bilen, bilgi ve birikimlerini paylaşmaktan mutlu olan bir kişi olarak, Cumhuriyet Halk Partisinden Ankara Milletvekili olup, Yerelden Genele Hizmet vermek istiyorum. Saygılarımla.
Emrullah EREN