22 Mayıs 2012 Salı
ZORUNLU EĞİTİM VE
Füze Kalkanı devreye giriyor
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Popüler müzik yaparak cazı sevdirdim

Popüler müzik yaparak cazı sevdirdim
Fatih Erkoç 90'lı yıllarda Ellerim Bomboş dedi. Ardından uzunca bir süre ortadan kayboldu. 11 yıl sonra cazcı olarak çıktı karşımıza. Peki o 11 yılda ne oldu? İşte bütün ayrıntılar...
20.03.2011 / 20:58

Kübra & BüÅŸra'nın röportajı


Fatih Erkoç, müzikal yaÅŸamındaki duruÅŸu, tevazuluÄŸu ve çaldığı enstrumanlarla sanat dünyasında önemli bir yere sahip. Bizde Fatih Erkoç ile dünü, bugünü, kardeÅŸi Sinan Erkoç'u ve biraz da özel hayatını konuÅŸtuk.


Üç yaşında bir çocuk için, müzik bir oyun mudur?


Galiba biraz öyle...

MüziÄŸi ciddiye alıyor muydunuz?

Çok ciddiye almadığımı hatırlıyorum. Evde babamın bana aldığı kemanla var olan plakları dinleyip onları taklit etmeye çalışıyordum. Biraz daha büyüdüÄŸümde ise ud ve keman ile ufak saz eserleri çalardım.

Babanız udimiÅŸ. Onun yüzünden mi müzisyen oldunuz?

Annem çok dindar bir kadındı. Normal ÅŸartlarda annemin babamla evlenmemesi gerekirdi diye düÅŸünüyorum. Biri müzisyen, diÄŸeri dinine çok baÄŸlı bir hanım.

Anneniz babanızla evliyken bu durumu biliyordu değil mi?

Tabi, tabi. Demek ki kısmetmiÅŸ, sevmiÅŸler bir birilerini. Ben doÄŸduktan sonra babam anneme ellerime bakmış ve demiÅŸ ki; "Bu çocuk müzisyen olacak." Annem de "Bu yaÅŸta belli olmaz" demiÅŸ. Babam haklı çıktı.

YeteneÄŸinizi kullanmak istemeyebilirdiniz...

Ben istediÄŸimi de istemediÄŸimi de çok hatırlamıyorum. Çalıyordum bir ÅŸekilde. Kemanı ilerlettiÄŸim zamanlarda üçüncü katta oturuyorduk. ArkadaÅŸlarım bana "Bize keman çalsana" diyorlardı. Babam aÅŸağıya düÅŸmeyeyim diye balkona çıta çakmıştı. İlkokula baÅŸladığımda öÄŸretmenim de duymuÅŸ. Bana ertesi gün "Kemanını getir çal" dedi. Bende o zamanlar utangacım, gerçi utangaçlığım hala sürüyor. O zamanlar okuldaki yazı tahtaları yürüyebiliyordu. Ben de öÄŸretmenime "Onun arkasına saklanıp çalarım" dedim. Ve kimse beni görmeden çalabildim. Bunlar benim için bir oyun gibiydi.

MüziÄŸin "müzik" olduÄŸunu ilk ne zaman anladınız?

Herhalde konservatuara girdikten sonra. Konservatuardayken tanıştığım bazı müzisyenlerle bir, iki düÄŸün salonunda çaldığımızı hatırlıyorum.

Popüler müziÄŸe nasıl girdiniz?

Benim tek bildiÄŸim, Türk Sanat MüziÄŸi'nin eserleri, taksimler ve taÅŸ plaklardı. Konservatuara baÅŸladıktan sonra baÅŸka müzik türlerinin olduÄŸunu da öÄŸrendim. İkinci sınıftayken piyasa da çalmaya baÅŸladım.

KardeÅŸiniz Sinan Erkoç ile pop müziÄŸine giriÅŸiniz aynı tarihte deÄŸil mi?

Sinan benden sonra çıktı.

Ailede iki müzisyenin olması iyi bir ÅŸey mi?

Yekta Kara'nın bu konu ile ilgili söylediÄŸi bir ÅŸey var. "KardeÅŸler eÄŸer aynı mesleÄŸi seçmiÅŸlerse bir tanesi illa ki daha öne çıkıyor. Öbürünün kıskanma sorunu olabiliyor" diyor.

Siz bir kıskançlık hissettiniz mi?

Ben hiçbir zaman kıskançlık hissetmedim. Çocukken de kıskandığımı hatırlamıyorum. Sinan'ın da beni kıskandığını sanmıyorum. Ama bilmiyorum belki de kıskanıyordur.

Siz müziÄŸi babanızdan öÄŸrendiniz Sinan Bey kimden öÄŸrendi?

O on dört yaşına kadar müziÄŸe karşı ilgi duymadı. Belki benim yüzümden oldu. Çünkü bunu o da söyler. Aynı oda da kalırdık. Masanın üzerinde benim pikabım vardı. Ben sabaha kadar caz müziÄŸi dinlerdim. Sinan benim bu tarafımdan bıkmıştı. Daha sonra gitar çalmaya baÅŸladı. Evde ud olduÄŸu için sonra ud da çaldı. BaÅŸladığı zaman Türkçe Pop MüziÄŸi o kadar yaygın deÄŸildi. Otellerde çalıyordu. Fransızca, İngilizce ve arada İtalyanca söylediÄŸi ÅŸarkılar oluyordu.

Aranızda hiç kıyas oldu mu?

Benim için öyle olmadı. Ama ona da sormak lazım. Her zaman beni çok takdir ettiÄŸini dile getiriyor. Sadece benim gibi iyi olmayı istiyordur.

Aslında birlikte de çalabilirdiniz?

Zaman zaman albüm yapmasak da aynı sahneyi paylaÅŸtığımız durumlar oluyor. Hatta onun albümünde birlikte düet yaptık.

Sesleriniz de çok benziyor...

Onun sesinde biraz daha güzel bir pırıltı var. Ben o parlaklığı çok beÄŸeniyorum. Benim kadar müziÄŸi ilerletmedi.

Neden?

Sanırım ben daha fazla ciddiye aldım. Ondan daha fazla yeteneÄŸim olabilir. YeteneÄŸin nasıl ölçüldüÄŸünü de pek bilmiyorum.

Peki cazla nasıl tanıştınız?

Özdemir ErdoÄŸan orkestrasında çaldım. Orada Cankur Özgür adında davulcu bir aÄŸabeyimiz vardı. O Tarabya'daki evine beni davet ediyordu. Orada caz plaklarını dinledim. Özdemir ErdoÄŸan sahneye çıkmadan önce orkestra bir ÅŸeyler çalıyordu o çaldığımız eserler arasında doÄŸaçlama yaptığım oluyordu. Asıl cazı çalmaya baÅŸlamam Ankara'da askerliÄŸimi yaptığım zamanlardı.

Pop müziÄŸine ait misiniz?

Ben sanat olarak görmesem de pop müziÄŸini seviyorum.

Bir kaç ensturman çalan, sesini iyi kullanan nadir müzisyenden birisiniz. Kendinizi pop müzikte niye harcıyorsunuz?

Kimi insanlar bana "Hak ettiÄŸiniz yerde deÄŸilsiniz" diyor. Ben harcandığımı düÅŸünmüyorum. Hak etmediÄŸim yerde olduÄŸumu da düÅŸünmüyorum. Halk ve sanatçı dostlarım o kadar güzel ÅŸeyler söylüyorlar ki o saygı ve sevgi dolu ifadeleri benim için insanlar içlerinde besliyorlarsa, ben nasıl olurda "Hak etmediÄŸim yerdeyim" derim? Fakat ÅŸöyle harcanmış olabilirim. Bu konuda da kendimi suçluyorum. Bu kadar çok ensturman çalmamam gerekirdi. Bir yerde uzmanlaÅŸmalıydım.

Sizin esas estrumanınız trombon değil mi?

Evet. Cüneyt Sermet diye bir aÄŸabeyimiz var. Dünyanın önemli caz ve müzik kritikçilerinden biridir. Dünya da cazı anlatan bir kitap çıkarmıştı. İçinde Türkiye bölümü de vardı. Beni dünyanın en iyi üç tromboncusundan biri ilan etmiÅŸ. Ben öyle bir yakıştırmayı hak etmedim.

Neden?

O kitabı yazdığında ben çok gençtim, askere yeni gitmiÅŸtim. Askerlikten sonra baÅŸka müziklere ve ensturumanlara dalmasaydım, ÅŸarkıcı olmasaydım onun söylediÄŸini hak ederdim. Belki dünyanın en iyi birkaç tromboncusundan biri olurdum. Büyük bir ihtimalle sizler beni tanımıyor olurdunuz.

Tercih hakkı verilseydi, cazcı mı yoksa popçu mu olurdunuz?

İki seçeneÄŸin var. Caz ve pop bunlardan birini seçmezsen ölürsün deseler tabii ki cazı seçerim. (gülüyoruz)

Sizin pop müzikte tanınmanızın caza bir katkısı oldu mu?

Bravo! Çok güzel bir konuya deÄŸindiniz. Benim ağırlıklı düÅŸüncem ÅŸuydu; Ellerim BomboÅŸ albümünü yaptığımda, "insanlara popla kendimi tanıtabilir ve sevdirebilirsem beni takip eden insanların müzikalitelerini yukarıya çekme ÅŸansım olur."diye düÅŸünmüÅŸtüm. Bunu da bir oranda baÅŸardığımı düÅŸünüyorum. Beni çok örnek alan genç insanlar var. Ama çok ensturman çalmamı örnek almasınlar. Dünya çapında olmak insanın hayali olmalı. Sekiz on ensturuman çalarsa bunu yapma fırsatı olmaz.


Utangaçlığım gitsin diye Norveç'te kaldım


11 yıl Norveç'te kaldınız. Neden gittiniz?

Kendi kendime çıkıp bir yerlere gitmedim. Emin FındıkoÄŸlu Orkestrası vardı. O orkestra İsviçre'de çalışmaya baÅŸlamıştı. O sırada çalıştıkları organizatör iki ay sonrasına Norveç'ten kontrat vermiÅŸ. Emin aÄŸabey, Cankurt aÄŸabeyden benim için duyduÄŸu övgü dolu sözlerden dolayı bana teklif götürdü. Utangaçlığım gitsin diye bana Norveç'e gitmem için baskı yaptılar. Bende gittim ama 11 sene kalmak gibi bir niyetim yoktu.

Niye dönmediniz?

Çünkü gittiÄŸim ertesi yılı bir hanımla tanıştım ve ona âşık olduÄŸumu düÅŸündüm. Eva, Norveçliydi, âşık olduÄŸumu düÅŸünüp bir müddet sonra evlenme teklifi yaptım. O da bir ÅŸekilde zar zor kabul etti. Ben ilk evlendiÄŸimiz zamanlarda biliyordum ki, bu evlilik yürümeyecek. Ama gurur meselesi yapıp biraz sabrettim.

10 yıl sabır etmek için uzun bir süre deÄŸil mi?

Orada müzisyenler sık sık yolculuk yaparlar. Bir yerde en fazla bir ay çalabilirsiniz. Bu sebeple bana evlilik gibi gelmiyordu. Ben hep eÅŸimden uzakta gibiydim. Onun için de bu kadar uzadı. Sonunda artık bunun sonu yok dedim ve Türkiye'yi de özlemiÅŸtim.

Orada müzik yapmak keyifli miydi?

Güzel ÅŸarkılarda çaldık. Tecrübe edindim. Bugün bulunduÄŸum noktada olmamın nedenlerinden biri de Norveç'te edindiÄŸim tecrübelerdir. Sahnede "Nasıl çalışkan olmak gerekir"i oradan öÄŸrendim.

Bütün bunlar olurken ÅŸöhret nerede kaldı?

22 yaşında gittim 33 yaşımda geri döndüm. Orada iki albüm denemem oldu. "Kendini ispat etmek için bir sene burada vakit geçirmen gerekiyor" dediler. Ama benim öyle lüksüm yoktu. Para kazanmam gerekiyordu. Dolayısıyla o çevreye girmek gibi bir ÅŸansım olmadı. Daha sonra Danimarka da bir südutyosu olan bir arkadaÅŸla tanıştım bana bazı kayıtlar yaptı. Onları plak prodüktörlerine gönderdik. İçinde biri sürü farklı tarzın olduÄŸu bilinçsiz bir çalışmaydı. Dünyada hiç kimse size elli tane farklı tarz olan bir albüm yapmaz. Dolayısıyla o da tutmadı. Sonra Türkiye'ye geldim ve o zaman meÅŸhur oldum. Allah acıdı bana.

Hangisi daha ağır basar? Popüler olmak mı, müzisyen olmak mı?

Müzisyen olmak. Hatta sanatçı deÄŸil müzisyen olmayı tercih ederim.

O neden?

Çünkü sanatçı diye birçok müzisyen olmayan arkadaÅŸlara da deniyor. Sanatçılığın içi boÅŸaldığı için...

Caz müzik insana kendini seçkin hissettiriyor mu?

Evet, biraz öyle... Ama bizim yaklaşımımızdan dolayı olabilir. Kenan Görsev ve ekibi bende buna dâhilim, sahneye çıkarken takım elbise giyiyoruz. Bu dinleyiciye ve caz müziÄŸine olan saygımızdan... Bunu da Amerika'da 50'li yıllarda gördüÄŸümüz caz sanatçılardan öÄŸrendik. Ancak bazı insanlar cazı elit kesime mal ediyor. Klasik batı müziÄŸi elit kesime aittir. Cazın doÄŸuÅŸu hiç elit deÄŸil.


EÅŸimle görücü usulü evlendim çok mutluyum


Sizin için hem yorumcu, hem de müzisyenliÄŸi ile öne çıkmış nadir sanatçılardan biri diyorlar. Anlaşıldığınızı düÅŸünüyor musunuz?

Müzisyenler olarak hepsi bana saygı gösteriyor. Benim yaptığım müziÄŸi öven kiÅŸiler hakikaten müziÄŸi bilen kiÅŸilerdir. Zara, Kubat, Orhan Gencebay, İlhan ÅžeÅŸen, Suat Suna, YaÅŸar gibi isimlerdir. Mesela; yıllar önce bir sanatçı arkadaşımı televizyonda bir programda gördüm. Ailesi ile ilgili bir konuÅŸma yapıyordu ve benim çok hoÅŸuma gitmiÅŸti. Ertesi gün telefon açtım, "programda söylediklerin çok hoÅŸumuza gitti sizi tebrik etmek istiyorum" dedim. Bana "Ya Fatih'cim ben zavallı bir müzisyenim. Asıl müzisyen sizsiniz. Ne zaman isterseniz başımın üzerinde yeriniz var" dedi. Bu sözler beni çok mutlu etti. Ben bunları benim için düÅŸündüÄŸünden mutlu olmadım. Benim mutlu olduÄŸum konu bana bu söylediÄŸini baÅŸka hiçbir kimseye söylemeyeceÄŸi.

Tevazu sahibisiniz...

Annem ve babamdan böyle öÄŸrendim. Dolayısıyla müzisyenlerde beni böyle tanırlar. Bazı müzisyenlerin zaman zaman kalbini kırmış olsam da yinede içimde kötü bir ÅŸey olmadığını bildiklerinden müzisyenliÄŸimin yanı sıra efendi duruÅŸumu da dile getiriyorlar.

Çalışırken zor biri misiniz?

(Gülüyor) Evet öyleyim. Yüz ifadem çok sert oluyor. Yıllarca rahmetli annem, Sinan, eÅŸim beni bu anlamda hep tenkit etmiÅŸlerdir. Bu sebepten kardeÅŸim bana çok kırılmıştı. O da belki haklıydı ama beni tanıyan bir insan olarak küsüp kırılmaması lazımdı. Hatta bir ÅŸarkı yapmıştım. "küs" diye. Åžarkıda mealen, "seni kırdığımı düÅŸündüÄŸün zaman böyle bir ÅŸey varsa içinden benim için dangalak de geç" ne yapabilirim kötü bir niyetim yok, kırmak ve üzmek istemiyorum.

Hayatınızda stratejik diyebileceğiniz bir hatanız var mı?

Biraz fazla kaldım Norveç'te. Onun dışında bir hatam olduÄŸunu düÅŸünmüyorum. Ayrıca altı yıl TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası'nda memuriyet görevini yaptım ve çok da zevk aldığım bir iÅŸti. İstifa etmek zorunda kaldım. Çünkü 1992 de meÅŸhur oldum. Åžehir dışında birkaç gün iÅŸim oluyordu. Provalarına katılamadım, dolayısıyla rapor edildim. Haklıydılar. Bende o yüzden istifa etmek durumunda kaldım. O mesleÄŸimi devam ettirmeyi çok isterdim.

Mutlu bir evliliÄŸinizin olduÄŸunu söylüyorsunuz. Bu düzeni mutlu bir evlilik için mi kurdunuz?

Annem teklif etmiÅŸti, eÅŸimle evlenmeyi. Önce ona çıkıştım yeni ayrıldım diye ama iyi etmiÅŸ. Biz uzaktan akrabayız. Sinan'ın düÄŸününde uzun zaman karşılaÅŸmadıktan sonra bir araya geldik ve dans etmiÅŸiz, resmimizi çekmiÅŸler. Ben o resme bakarak Norveç'te kendisine âşık oldum. "Yol Verin A Dostlar ÅŸarkısını o zaman besteledim. Annem iyi bir tercih yapmış.

Görücü usulü evlenmiÅŸsiniz...

Biz eÅŸimle ve bazı yakın dostlarımla bu görüÅŸü savunuyorum. Genelde toplumumuz görücü usulü ile evlenmeye karşıdır. Biz o evliliÄŸin çok daha uzun süreli olduÄŸuna hep inandık. Ama hakikaten Melike Hanımın bu evliliÄŸin iyi gitmesinde rolü benden daha çoktur. Ben onun yerinde olsaydım bu kadar uzun sürmezdi evliliÄŸimiz. Ben kıskançlık yapabilirdim. Çok hayranı olacaktı ben dayanamazdım diye düÅŸünüyorum ama o sabırlı onu sevdiÄŸimi de biliyor.

Ev hayatını seviyorsunuz galiba...

Evet. Zaman zaman fazla evde de kalıyorum. Ama Bodrum'da dışarıdaki hayatı daha çok seviyorum. Bodrum'daki temiz havayı içimize çekmekten çok büyük mutluluk duyuyoruz. Teknemiz var, gürültüsüz ve çok zevkli.


Yeni Åžafak

















































































Bu haber toplam 74 defa okundu
YORUMLAR
YAZARLAR
The file /home/baskmcom/public_html/inc/footer.php is corrupted.