Bu Kürtçülerden bize rahat yok. PKK’dan daha tehlikeli BDP’liler oldu bilindiği gibi. Bunların TBMM’ne gelmemeleri, yemin bile etmemeleri aslında bir fırsattır. Defolup gitsinler Cehennem’in dibine kadar.
· Baksanıza bizi 13 şehit verdiğimiz gün Demokratik Özgürlük ilanı yapıyorlar. Neyin özgürlüğü bu Allah aşkınıza!.. Onlar mı özgür değil, onlar mı Demokrasiden istifade edemiyorlar,seçimlerde yapmadık zorbalık bırakmadılar yine de sustuk, hoş karşıladık.
· Belli ki bunların başka düşünceleri var. Bunlar önce özerklik diyecekler arkasından Kürt devletini kurmak için adım atacaklar. Zaten şu an itibarı ile Kuzey Irak’ta özerk bir devlet kurdular; Suriye’de kurmaları an meselesi olabilir; bir de Türkiye’de kurdular mı mesele hallolmuş demektir.
Sayın Başbakan, Kürt sorununu halletmek için bir hayli ileri gittiğiniz muhakkaktır. Biz sizin bu gayretli tutumunuza millet olarak sabır gösterdik. Ancak bundan sonra asla.
Başka bir şey yapmasın bizim hükümetimiz. Hiç de gerekli olmayan çılgın projelerle falan uğraşmayın lütfen. Bu ülkenin daha önemli işleri var. Mesela Kürt sorununu halledin öncelikle. Bunun için de askerlerle olan sorun varsa çözülsün.
Askerlerle çözümsüzlük varsa giderilsin, zaafiyet varsa giderilsin. Bana göre çok ezelden “Kahraman” dediğimiz askerimizde mutlak bir sıkıntı var gibi görülüyor. Ergenekoncu kumandanların bu bağlamda neler yaptığını biliyoruz. Ancak kalıntılarının var olabileceğini yeniden düşenmeye başladık. Zira…;
Zira 13 askerin şehit edilmesinde mutlak bir zafiyet yoksa beceriksizlik, cehalet veye bir başka şey var.
Sayın Başbakanım; dikkat ediniz.. sabah çatışmada bir şehit bir yaralımız var. 14,45,de çarpışma doruk noktasına geliyor. Akabinde askerlerimiz kıstırılıyor. Belli ki bu tabur beceriksiz ve başlarındaki kumandan yetersiz…Belli ki gerekli tedbir alınmamış.
Oysa havadan helikopter ve uçaklarımız önce tarama yapıp gerekli girişim ve istihbarat tamamlandıktan sonra göğüs göğse çarpışmak gerekmez miydi?..
Tabii birkaç satırla anlatılacak bir husus değil.
Ben bu bilgiyi, işi ciddi manada bilen emekli komutanlardan edindim.
Göreceksiniz 13 şehidimizin katledilmesinin altından bir pislik çıkacaktır. Yanarak ölmek de ne demek oluyor?.. Tecrübesiz bir tabur asker yerine neden binlerce askerle saldırıya geçmedik. Asker sevkiyatı bu kadar zor muydu?
Evet, evet bir zafiyet var burada. İnşaallah sonu kötüye gitmez.
Sayın Başbakanım; şu husus çok önemli. Bu BDP’liler TBMM’ne gelmesinler. Sakın ola anlayışla karşılamayın. Sakın taviz vermeyelim. Ne olacaksa olsun. Zaten biz Müslüman Türk milleti olarak onlarla yaşamaktan da hicap duyuyoruz.
Bunlar Kürt falan değil. Onların başka emelleri var ve biz Müslüman Türk Milliyetçileri olarak her şeye göğüs germeye, gerektiğinde her şeyimizi ortaya koyup onları bu ülkeden, hatta barınaklarından kovuncaya kadar çatışmaya, savaşmaya varız ve ilk görev çağırılacak olan da ben olayım.
Bizim en büyük düşmanımız PKK’dan da önce BDP’lilerdir, çünkü onların içinde münafıklar olduğu için daha fazla zarar vermektedirler.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
KÜRTÇÜLER VE ARAPLARIN TALEPLERİ
* Şanlıurfa’da konferansımız vardı. Ankara’dan uçakla Diyarbakır’a gittim, oradan zamanın Devlet Bakanı Abdulkadir Aksu ile Şanlıurfa’ya geçecektik. Günlerden cuma idi ve Diyarbakır’da bir camide Kürt olduğunu her halinden bildiğim bir imamın arkasında cuma namazını kıldım.
• Geçen hafta Haymana’da namaz kılarken cami imamının Kürt olduğunu bilahare öğrendim. Cami cemaati ile camiden sonra hoş sohbet ederken bir kısmının Kürt olduğunu tespit ettim. Çarşıda gezip dolaşırken de Kürt vatandaşlarla memleket mesele- lerini görüştük.
• Ankara Haymana yolunun hemen kenarında bir sürü çadırlar gördüm. Gidip ziyaretlerinde bulunmak istediğimde hemen etrafımı sardılar. Ben onları Kürt sanıyordum herkes gibi. Bir de baktım ki Arap kökenliymişler. Şanlıurfalı bu vatandaşlarımızla tanışıp hasbıhal ederken içim gitti, bittim, tükendim, göz yaşlarımı tutamadım. Ve dedim ki, biz nasıl insanız, biz nasıl din kardeşiyiz ve nasıl Müslümanız.
Söyler misiniz değerli okuyucularımız; "Müslüman kardeşliği" nden daha mükemmeli olur mu, olmalı mı?..
İslamiyette ırk, dil ayrımı olabilir mi?
Size çok ilginç bir hususu arz edeyi:
Rahmetli Özal'a sormuştum;
" Sayın Cumhurbaşkanım siz benim kanımda Kürt kanı var demiştiniz ve bu kamuoyunda infial uyandırdı, bir açıklık getirir misiniz?"
Rahmetli önce gülümsedi sonra şiddetli bir huzursuzlukla şunları söyledi:
"Ben öyle bir şey demedim. Onu bazı ahlaksızlar politikaları için kullanıyorlar. Benim teyzem Kürtlerle evlidir ve bu nedenle dedim ki
‘ Birbirimizden kız alıp verdik, dolayısıyla birbirimize kanımız karıştı, bunun başka bir anlamı olabilir mi? Kaldı ki biz Müslümanız ve bu tür ayrıcılıklar dinimizce yasaktır ve günahtır. Müslüman kardeşler arasına nifak sokmaktan başka bir şey değildir.
DİYARBAKIR'DA KÜRT İMAMIN ARKASINDA KILDIĞIM CUMA NAMAZI
Şanlıurfa'da seminerimiz vardı. O zaman Abdulkadir Aksu GAP'tan sorumla devlet Bakanıydı. Diyarbakır'da buluşup oradan Şanlıurfa'ya geçecektik. O benden bir gün önce gitmişti Diyarbakır'a. Uçakla Diyarbakır Hava alanına indiğimde beni hava alanında Diyarbakır'dan arkadaşlar karşılayacaklardı. Öyl de oldu. Ancak bana dediler ki;" Vaüli de geldi, seni otomobiliyle kendisi götürecek" dedi.
Hemen vali beyin yanına gittik ve gerçekten de kendisinin kullandığı resmi otomobile bindik ve ikimiz gittik makamına kadar. O esnada öğrendim ki vali bey Ankara'nın Bala ilçesindenmiş.
Hemşericiliği işte o zaman daha iyi anladım.
***
Öğleden sonra bakan beyle yemekte buluşacaktık. Günlerden cuma olduğu için ben cuma namazımı kılmam gerekiyordu.
camiye gittiğimde tıklım tıklım doluydu. İmam Hatip hutbesine başladığında bizim Ankara'daki imam ve hatiplerden farksız şeyler söylüyordu ve okuyordu. Ancak şivesinden anlamıştım ki Kürt'tü. Etrafıma baktım cami cemaatinin büyük bir bölümü Kürt'tü.. O halde neyimizi paylaşamayacaktım ben onlarla?...
"İnnemel m^minune ıhvetün" ---Bütün müminler kardeştir düstürü ile hareket etmek varken, neden kavgalı olacak, neyimizi paylaşamayacağız o halde!...
Selliki aramızda munafıklar var, belli ki Müslüman kardeşliğini içine sindiremeyen firavunlar var ve ülkemizde bizim kapışmamızı isteyenler var.
HAYMANA'da ikindi namaından sonra bir imama baktım daha sonra da cemaata... Yarısı Kürt'tü.. Omuz omuza verip namaz kıldık. İmam Ankara'daki cami imamlarından farksız kıldırıyordu namazı. Okuduğu ayetler ve yaptığı dua aynendi.
Dışarı çıkıp vatandaşlarla görüşmeye başladım. Sebze ve meyve satan (aynı tezgahta) iki kişi vardı... Birisi Türk diğeri Kürt'tü. Şekillerinden ve konuşmalarından anladım. Arkasından da sordum.. Verdikleri cevap yüreğimi sızlattı. ne Kürtlüğü düşünüyorlar, ne de ayrıcalığı.. Hatta ayıplıyorlar böyle şeyleri çıkaranları ve "Biz Müslüman kardeşiz her şeyden önce, hemşeriyiz, neden Türk-Kürt ayrımı yapalım ki dediler.
ARAPLAR BİZ DE VATANDAŞIZ, O HALDE BİZ DE KÜRTER GİBİ Mİ KAVGA EDELİM DEMEZLER Mİ?
Haymana'dan Ankara'ya dönerken yol kenarında çadırlar vardı. (Sanırım şimdi büyük bir çoğunluğu memleketlerine gittiler.) Ben onları Kürt vatandaşlar sanıyordum. Otomosilimi durdurup yanlarına gittim. Tanışma faslında baktım ki Arapça konuşuyorlar!.. Dertleri dağlar kadırdı. Çocukların hali ahvali içimi sızlattı. Söyleşimizi bir başka başlık altında haber olarak sunacağız ama buradan onlardan aldığım bir mesajı verip yazımı noktalamak istiyorum:
"Biz Arap ırkındanız, ancak Türküz-Müslümanız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Halimizi görüyorsunuz perişan durumdayız. Buna yaşamak mı denir?.. Çoluk-çocuğun haline bak. Biz de mi bölücü Kürtler gibi hareket edelim?.
(Dikkat ediniz, bölücü Kürtler diyorlar, Kürt demilorlar-Yani bölücülerle Müslüman Kürt kardeşlerimizi ayırt ediyorlar.)
Bize neden sahip çıkılmıyor, neden ayrıcılık gayrıcalık yapılıyor?.. Lütfen devlet bizim bu halimizi görsün ve bize sahip çıksın.
Değerli okuyucularım; işte gerçek.. İşte Türk-Kürt-Arap Müslümanları... Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları.. Bizim Müslüman kardeşlerimiz, bizim vatandaşlarımız onlar.
Unutmayalım ki, Türk Milletinden Muhammed ümmetinden onlar.
Onlara selam olsun.. Tüm Müslümanlara selam olsun.
Aslında Kürtlerle bizim sorunumuz yoktu, olmaması da gerekliydi. Bu konuda birçok Kürt vatandaşla görüştüm, büyük bir çoğunluğu bu durumdan müşteki olduklarını ifade ettiler. Ve arkasından ilave ettiler: “En azından biz Müslüman kardeşleriz, bir ülkenin vatandaşlarıyız. Geçmişimize bakılırsa birlik-beraberlik içinde nice mutlu günler yaşamışız. Bazı siyasiler bu işi bu noktaya getirdi. PKK bizim temsilcimiz olamaz ve biz de bundan rahatsızız. Aramıza nifak sokanlar var. İşin ilginç noktası bir de Müslümanlığı istismar etmeye, cuma günleri ayrı mekanlarda namaz kılmaya başladılar ki bu tamamen rezilane bir durumdur. Hatta bir zamanlar İslamcı geçinen bazı melunlar, cuma namazlarının sokaklarda cuma namazı kılınması doğrultusunda fetva verdiklerine dair önemli iddialar var.”
Evet, görüldüğü gibi sıkıntının ana kaynağı PKK'lı ve bu bölücü kuruluşun destekçisi siyasi parti mensupları. Onlar ülke için, birlik ve dirliğimiz için en büyük tehlike. Sıkıntının temel kaynağını da bu oluşturuyor. Kendi iradeleri ile hareket edemeyen, düşünme yetkileri bile bulunmayan, bölücü başından icazet almadan tuvalete bile gitme sıkıntısı çekenler var bunların arasında. Allah bunları islah etsin. Şimdi tutmuşlar boykot için TBMM'girmediler, yemin etmediler. Daha sonra ne oldu?.. Kuzu kuzu geldiler, çünkü onlar kendi iradeleri ile hareket etmiyorlardı ve onlar kuldu, hem de bölücü başının kulları.